Kartvizit Ne Demek?
Kartvizit, iş dünyasının vazgeçilmezi, ofis toplantılarının canı, girişimcilerin küçük birer “kimlik kartı” gibi… Ancak, bir kartvizit sadece isminiz ve unvanınızla sınırlı değil. İçinde pek çok anlam barındırıyor. Bu yazıda kartvizitlerin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle nasıl bir ilişkisi olduğunu keşfedeceğiz. İstanbul’da sokakta yürürken, metroda bir yerlere giderken, ya da iş yerinde gözlemlerimle ne demek istediğimi anlatacağım. Kartvizitlerin kimler için daha erişilebilir olduğunu ve kimler için sadece birer sembol haline geldiğini de ele alacağız.
Kartvizitlerin Bir Sosyal Kimlik Meselesi Olduğunu Unutmayalım
İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, insanların hemen her biri bir “kimlik” taşır. Mesela bir işyerine gittiğinizde, ön büroda çalışan kişi size kartvizit verirken, siz de bir bakıma kendi sosyal statünüzü, işte o kartvizitle bir anlamda paylaşmış oluyorsunuz. Kartvizitler, bir iş görüşmesinin, bir proje sunumunun, hatta bir kafe sahibinin potansiyel müşterilerle kurduğu ilk temastır. Ancak burada, kartvizitlerin de ne kadar toplumsal ve cinsiyetçi bir yapıyı yansıttığını gözlemlemek mümkün.
Örneğin, büyük bir iş görüşmesinde, erkek ve kadınların birbirlerine verdikleri kartvizitlerin arkasındaki dil ve mesaj da genellikle farklılıklar gösteriyor. Kadınların iş dünyasında “sert” ve “erkeksi” bir imaj çizmeleri çoğu zaman beklenirken, erkeklerden beklenen çoğunlukla liderlik, kontrol ve güven verici bir tavırdır. Bu durum, kartvizitlerde de kendini gösterebilir. Erkeklerin kartvizitlerinde genellikle güçlü bir unvan ve pozisyon yer alırken, kadınlarda bu bazen daha mütevazi olabiliyor. Kartvizit, bir nevi toplumsal kimliği ve hiyerarşiyi de belirliyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Kartvizitler
Bir gün, sabah işe gitmek için metroya bindiğimde, yanımda genç bir kadının elinde yeni baskı yapılmış bir kartvizit olduğunu fark ettim. Kartviziti inceledim, bir start-up kurmuş ve işlerini geliştirmeye başlamış. Ama dikkatimi çeken şey, kartvizitteki “founder” (kurucu) unvanının hemen yanında, bir de “CEO” yazıyor olmasıydı. Yani, kadın bir girişimci olarak yalnızca iş kurma ve yönetme gücünü değil, aynı zamanda geleneksel iş dünyasının cinsiyetçi normlarına karşı bir duruş sergiliyordu. Bu küçük ama anlamlı detay, toplumsal cinsiyetin iş dünyasında nasıl bir kimlik meselesine dönüştüğünü gösteriyor.
Kadınların iş dünyasında liderlik pozisyonlarında daha fazla yer alması gerektiği sıkça dile getirilen bir konu. Ancak, bir kadın girişimcinin kartvizitinde CEO unvanına sahip olması, toplumda bu unvanı taşıyan kadınlara olan bakış açısını değiştiriyor. İş dünyasında kadınların güçlü bir konumda olabilmesi, aslında toplumsal cinsiyetin sınırlarını aşma mücadelesi de veriyor. Burada kartvizit, sadece bir iletişim aracı olmanın ötesine geçiyor; bir sosyal adalet sembolü halini alıyor.
Çeşitlilik ve Kartvizit: Birçok Kimlik ve Rol
İstanbul’daki metrolarda ve kafelerde gözlemler yaparken, kartvizitlerin çeşitlilikle olan ilişkisini de fark ettim. İş dünyasında giderek daha fazla “çeşitlilik” ve “dahil etme” (inclusion) vurgusu yapılıyor. Ancak işin gerçeği, bu çeşitliliğin tam anlamıyla sosyal adalet yaratmadığını görebiliyoruz. Bir arkadaşımın işyerinde, farklı etnik kimliklere sahip bireyler çalışıyor. Ancak bir süre sonra, kartvizitlerdeki unvanlar ve pozisyonlar da, çalıştıkları alandaki çeşitliliği yansıtmıyor. Yani aslında işyerinde çeşitlilik vurgulansa da, kartvizitlerde bu çeşitliliğin eksik olduğunu görmek insanı düşündürüyor.
Bir gün, arkadaşım Samet ile yaptığım sohbette şunu söyledim: “Bazen aynı şirkette çalışan farklı kültürlerden, cinsiyetlerden, kimliklerden insanlar, kendilerini ifade etme biçiminde kartvizitlerin sınırlayıcı olduğunu hissediyorlar.” Örneğin, LGBTQ+ bireylerin kartvizitleri, toplumsal kabul gördükçe, geleneksel iş dünyasında kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri unvanlar taşıyor. Bu, sadece kişisel değil, toplumsal bir yansıma.
Kartvizitler, bu çeşitliliği ne kadar kabullenip yansıttıklarıyla ilgili de önemli bir gösterge. Farklı etnik kökenlerden, kültürlerden ve kimliklerden gelen insanların iş dünyasında kendilerini kabul ettirme şekilleri, kartvizitlerdeki unvanlarla ve etiketlerle doğrudan ilişkilidir.
Kartvizit ve Sosyal Adalet
Kartvizitler, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletin simgelerinden biri haline geldiğinde, aslında daha büyük bir anlam taşıyor. Örneğin, sokakta yürürken, bazen kadınların ya da LGBTİ+ bireylerin daha az fırsat bulması, kartvizitlerdeki yansımalara da tesir edebiliyor. Sosyal adaletin her alanda, kartvizitlerde bile kendini gösterdiğini düşündüm. Toplumda daha eşit bir yer edinmek, kimliklerin öne çıkarılabilmesi için kartvizitler sadece bir araç değil, aynı zamanda bir farkındalık aracıdır.
Bir kadın CEO’nun kartviziti, bir LGBTİ+ bireyinin kendi kimliğine uygun iş kartı, ya da farklı bir etnik kökenden gelen bir bireyin kartviziti, sadece iş dünyasında değil, toplumsal düzeyde de değişim ve eşitlik için küçük ama önemli adımlar olabilir.
Sonuç: Kartvizitler, Birer Kimlik
Kartvizitlerin basit bir iş aracı olmanın ötesine geçip, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle nasıl ilişkilendiğine baktığımızda, aslında bir kimlik meselesi olduğunu daha net anlayabiliyoruz. Kartvizitler, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal yapının bir yansımasıdır. İstanbul’un sokaklarında, metrolarında, işyerlerinde ve evlerimizde her gün bu kimlikleri taşıyan insanlarla karşılaşıyoruz. Kimliklerin daha eşit, daha özgür bir şekilde yansıtılması, iş dünyasında olduğu gibi, toplumun her alanında sağlanmalıdır.